Röportaj: Milliyet 30 Kasım 2007
Posted by HD in Global Compact, Küresel İlkeler Sözleşmesi, Röportaj.Tags: Küresel İlkeler Sözleşmesi, KİS
trackback
(Bu röportaj Milliyet gazetesinde yayınlanmıştır)

- Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin tarihçesi nedir?
31 Ocak 1999’da Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu sırasında, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Kofi Annan iş dünyası liderlerine “Binyıl Kalkınma Hedefleri” doğrultusunda bir çağrıda bulundu. Annan, iş dünyası liderlerini özetle, yeni küresel ekonominin sürdürülebilirliğini sağlamak için gerekli olan çevresel ve sosyal dayanakların oluşturulmasına destek vermeye ve tüm dünya halkları için küresel yatırımlar yapmaya davet etti. Küresel İlkeler Sözleşmesi (Global Compact, KİS) olarak adlandırılan bu çağrının resmi bir nitelik kazanması ise 26 Temmuz 2000 tarihinde BM merkezinde yapılan bir toplantıyla gerçekleşti. Başlangıçta 50 öncü şirketle yola çıkan bu girişime günümüzde dünyanın her tarafından 4.000’den fazla şirket, sivil toplum örgütü ve diğer destekçi kurumlar katılmış ve KİS’i dünyanın en büyük Kurumsal Sosyal Sorumluluk girişimine dönüştürmüştür.
Türkiye’de ilk çalışmalar, Mart 2002’deki “Forum İstanbul” adlı uluslararası konferansla başladı. KİS, özel bir oturumda hükümete ve özel sektör temsilcilerine tanıtıldı. Bunu takiben 15 Ekim 2002’de Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ve UNDP işbirliğiyle düzenlenen bir organizasyonda Türkiye KİS ağı resmi olarak başlatıldı.
- Şu ana kadar kaç Türk firması bu sözleşmeye imza attı?
Şu ana kadar Türkiye’den yaklaşık 130 şirket ve diğer destekçi kurumlar KİS’e imza attı. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen 16. Kalite Kongresi kapsamında organize edilen KİS Liderler Gala Yemeği’nde bu sayıya 35 kurum daha eklendi ve toplam imza atan kuruluşların sayısı 165’i buldu. Ancak KİS uygulamasının gerektirdiği yıllık raporlama zorunluluğuna uymayan şirketlerin listeden çıkarılmasıyla bu sayı şu anda 119’a düştü. Raporlama yapmayan KİS üyesi kurumlar bir bekleme listesine alınıyor ve raporlarını gönderdiklerinde üyelikleri tekrar aktive ediliyor.
- Bu sayıya ne kadar bir sürede ulaşıldı?
2002’de yaklaşık 40 üye şirketle yola çıkıldı. Yıllık raporlarını göndermeyen şirketlerin çoğu bu ilk üyelerdir. Bunun nedeni raporlama zorunluluğunun 2004’de getirilmesi olabilir. UNDP özel sektör çalışmalarını güçlendirmek için 2005 yılında İstanbul’da şu anda benim yönetiminden sorumlu olduğum ofisi açtı. Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği ile birlikte yürütülen bir proje kapsamında KİS’e yeni bir ivme kazandırıldı ve KİS ulusal ağının yönetişim alt yapısı kuruldu. 2005’ten bu yana aralarında Koç, Sabancı, Borusan, Doğuş, Eczacıbaşı ve Zorlu gibi tüm grup şirketleri adına imza atan büyük holdingler ve KALDER, TÜSİAD, TOBB gibi özel sektörü temsil eden kuruluşlarla birlikte 100’den fazla katılımcı sözleşmeye imza attı.
- Bu kadar kısa bir sürede bu kadar sayıya ulaşılmasının nedenleri nedir?
Kurumsal Sosyal Sorumluluk tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de özel sektörün giderek artan bir ilgiyle takip ettiği bir konu oldu. Tüketiciler ve diğer paydaşlar üzerinde marka imajı ve firma itibarını güçlendirme çabasıyla başlayan ilk hareketler ağırlığını hızla ortak toplumsal ve çevresel kaygı alanlarına yöneltti. Küreselleşmenin de getirdiği bazı dengesizlikler ve sıkıntılar şirketlerin bu tür konulara kayıtsız kalamayacağı sonucunu doğurdu. Her şeyden önce, şirket yöneticileri operasyonlarından ötürü bazı sorumluluklara sahip olduklarını ve bu sorumluluklara cevap vermek için doğru stratejiler geliştirmediklerinde bundan zarar göreceklerini fark ettiler. Hissedarlar, çalışanlar ve tedarikçilerin beklentilerinin yanı sıra artan tüketici bilincine cevap verecek yönetim yapılarının geliştirilmesi gerekiyordu.
Bu sorumluluklar yelpazesi şirketten şirkete ve içinde bulunulan ortama göre farklılıklar gösteriyor. Ancak genel çerçeveden bakıldığında bu sorumlulukların bazı evrensel ilkelerin çatısı altında olduğu görülebilir. Küresel İlkeler Sözleşmesi mevcut bazı evrensel bildirge ve uluslararası anlaşmalardan alınan maddelerden oluşturulmuştur. Bir başka deyişle, temeli 10 evrensel ilkeye dayanan KİS, bu ilkeleri yeniden icat etmemiş, mevcut bazı belgelerden özel sektörle ilgili başlıca maddeleri alarak bir paket haline getirmiştir. KİS bu çatı altında şirketlere ortak hareket çağrısında bulunuyor. Şirketler de bireysel katkılarını kolektif eylem gücüne dönüştürmek için bu hareketin altında buluşuyor. Böylece bütünleyici politikalar geliştirmek ve bunu eyleme dönüştürmek için sağlanan bazı araçlardan yararlanabiliyor. Diğer sorumlu şirket ve kurumlarla bir ağ yapısı içinde buluşabiliyor ve ortak kaygı konularını tartışabiliyor. Tek başına çözüm üretmektense, bir ortak hareketin içinde yer alarak genel politikaları besleyebiliyor, diğer şirketlerin deneyimlerinden yararlanıp kendi iç stratejilerini geliştirebiliyor. Bu avantajları fark eden her şirket KİS’e katılıp hem sorumlu bir şirket olduğunu tüm dünyaya beyan ediyor, hem de bunu hayata geçirmek için sağlanan bazı olanaklardan yararlanabiliyor. Türkiye’de önemli sayıda şirket bunu fark etmiş ve hareketin içinde zaman kaybetmeden yer almıştır.
- Bu süreçte nasıl tanıtım kanalları kullanıldı?
UNDP olarak 2005 yılında KİS’i yeniden ele aldığımızda girişimin bilinirliğinin zayıf olduğunu gördük. Bu nedenle özel sektörü temsil eden kurumlarla yaptığımız görüşmelerde istediğimizi desteği bulamadık. Bu nedenle 6 aylık bir süreç içinde yoğun bir tanıtım faaliyetine giriştik. Koç Holding, PTS, Türkiye KSS Derneği, ZED Turizm, Platin, Forbes Türkiye ve Dünya Gazetesi başta olmak üzere sürecin öncüsü bazı kuruluşların desteğini alarak değişik kanallardan KİS’in bilinmesi ve dolayısıyla Kurumsal Sosyal Sorumluluk kavramının doğru şekilde anlaşılarak yayılması için birçok faaliyet yürüttük. TÜYAP desteğiyle büyük fuar organizasyonlarında çeşitli sektörlere tanıtımlar yaptık. Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği’nin desteğiyle 8 Anadolu kentinde yerel iş dünyasına seminerler verdik. Alternatif Yaşam Derneği ve Habitat için Gençlik Derneği ile engelliler ve gençler gibi bazı özel ilgi gruplarına dönük faaliyetler gerçekleştirdik ve sivil toplumun sorumluluklarını tartıştık. TİSK, Pitstop, PTS, Koç Holding, Sabancı Üniversitesi, British Council, Türkiye KSS Derneği ve Su İletişim’in katkılarıyla Türkçe içerikli çeşitli kılavuz ve raporların üretilmesi ve dağıtılmasına destek verdik. Bununla birlikte otuzun üstünde ulusal etkinlikte KİS hakkında sunum yapma ve katılımcılarla tartışma şansı bulduk.
- Bu platformla ne amaçlanıyor?
KİS’in iki temel amacı var: Birincisi on ilkenin iş süreçlerine entegre edilmesini sağlamak. İkincisi BM kalkınma hedeflerini destekleyen işbirlikleri geliştirmek. Birinci amaç daha çok şirketlerin ve kurumların iç yönetim süreçlerinin iyileştirilmesiyle alakalı. İkinci amaç ise şirketin etki alanı içinde kalan toplumlar ve coğrafik bölge için kalkınma işbirliği projelerine katkıda bulunması anlamına geliyor.
- Firmalar bu platformla neyi amaçlıyor? Ve bu platform firmalara neler sağlıyor?
Yukarıda da bu konuya değinmiştim ama daha yalın bir ifadeyle, şirketler sorunun parçası olmak yerine çözümün parçası olmayı tercih ediyorlar diyebilirim. Ticaretin sürdürülebilirliği ve adil şekilde işlemesi için bazı koşulların sağlanması gerekiyor ve özel sektör bu ortamın gelişimi için kolları sıvamış durumda. KİS bunun için uygun bir araçtır ve katalizör görevi görebilir. Bunun bir örneği Temmuz 2007’de Cenevre’de 1000’i aşkın CEO ve üst düzey kamu temsilcinin buluştuğu KİS Liderler Zirvesi olmuştur. Dünya tarihinin en büyük üst düzey özel sektör buluşması diye kabul edilen bu zirvede kurumsal sorumluluklar ve ortak kaygı konuları tartışılmış, çözüm önerileri geliştirilmiştir.
Bununla birlikte, aynı değerleri benimseyen büyük çokuluslu şirketlerin tercih ettiği bir iş ortağı olmanın, küresel ekonomide ne kadar önemli avantajlar sağlayabileceğini bugün tüm iş dünyası çok iyi biliyor. Küresel pazarlarda fiyat rekabetine giremeyen Türk tedarikçiler için bu durum tamamen yaşamsal bir konu olmuştur. Bu iş ortamını destekleyecek iletişim ağının kurulması, özel tasarlanmış eğitim modüllerine erişim, uluslararası etkinliklerle bağlantı gibi BM tarafından desteklenen somut olanaklar aracılığıyla da, bu kültür giderek yayılıyor. KİS imzalayan şirketler orta vadede ekonomik kazançlarını arttırırken, kısa vadede de toplumsal sorumluluklarını en bilinçli ve en yararlı şekilde yerine getirmenin prestij ve onurunu yaşıyorlar.
- Firmaların bu sözleşmeyle neler yapmaları gerekiyor?
KİS, özel sektöre “compact” kelimesinin tam Türkçe karşılığı olan “sözel bir sözleşme” öneriyor. Özel sektörü bu ilkeleri benimsemeye ve etki çevresi içindeki kişi ve kurumlara da bu ilkeleri benimsetmeye çalışmaya çağırıyor. Bir başka deyişle, KİS’i imzalayan kuruluşlardan, bu ilkelere öncelikle kendilerinin uymasını ve zaman içinde çözüm ortaklarından da bu ilkelere uymalarını beklemelerini istiyor.
KİS’e imza atan firmaların 10 temel ilkenin tümünü bir defada karşılamaları beklenmiyor. İlk etapta, iyi niyetli olarak bu ilkelerin benimsenmesi, her yıl bu ilkelerin gereklerinin yerine getirilmesi adına bir şeyler yapıldığının bildirilmesi yeterli.
KİS bir performans değerlendirme mekanizması değildir. Bir onay vermez, ya da performans hakkında değerlendirme yapmaz. Ancak KİS, şirketlerin aktivitelerinde yüksek kalite ve dürüstlük arar. Şirketlerin raporları şeffaf bir şekilde herkes ile paylaşılır ve bunlarla ilgili benzer şirketlerin ve diğer paydaşların yorum yapması teşvik edilir. Buna ilaveten şirketlerin kurumsal dönüşümleri ile ilgili örnekleri, benzer şirketlerin de okuyup yararlanabilmeleri için araştırma çalışması şeklinde raporlar haline getirmesi de teşvik edilmektedir.
Katılımcıların, faaliyet raporlarında ya da diğer kurumsal raporlarında (sürdürülebilirlik raporları gibi) KİS’i ve 10 ilkeyi desteklediklerini göstermeleri beklenmektedir. Buna İlerleme (İletişim) Raporu adı verilmektedir. Raporunu göndermeyen şirketlerin üyeliği askıya alınmaktadır ki, KİS’in tek yaptırımı budur.
- Dünyada bu sözleşmeye imza atan firma sayısı kaç?
Bugün itibariyle aktif (raporunu gönderen) katılımcı sayısı 4813.
- Anlaşmanın bazını oluşturan on prensip nedir?
İnsan Hakları
İlke 1: İş dünyası ilan edilmiş insan haklarını desteklemeli ve bu haklara saygı duymalı
İlke 2: İş dünyası, insan hakları ihlalllerinin suç ortağı olmamalı
Çalışma Standartları
İlke 3: İş dünyası çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğünü desteklemeli
İlke 4: Zorla ve zorunlu işçi çalıştırılmasına son verilmeli
İlke 5: Her türlü çocuk işçi çalıştırılmasına son verilmeli
İlke 6: İşe alım ve işe yerleştirmede ayrımcılığa son verilmeli
Çevre
İlke 7: İş dünyası çevre sorunlarına karşı ihtiyati yaklaşımları desteklemeli
İlke 8: İş dünyası çevresel sorumluluğu arttıracak her türlü faaliyete ve oluşuma destek vermeli
İlke 9: İş dünyası çevre dostu teknolojilerin gelişmesini ve yaygınlaşmasını desteklemeli
Yolsuzlukla Mücadele
İlke 10: İş dünyası rüşvet ve haraç dahil her türlü yolsuzlukla savaşmalı
- Bu prensipler iş dünyasındaki aktivitelere nasıl entegre edilecek?
Bu ilkelerin iş dünyasındaki aktivitelere entegre edilmesi bir süreçtir. KİS varılması beklenen bir hedef değil, hiç bitmeyen bir yolculuktur. Şirketler bu süreç içinde kendilerine sürekli olarak iyileştirecek ve bunun için aradıkları desteklere ulaşabileceklerdir. UNDP olarak, bu yolculukta her türlü destek için hazırız. Bununla birlikte yerel kapasitenin gelişip bu konuda bir hizmet sektörünün gelişmesi için de elimizden geleni yapıyoruz. Bugün Türkiye’de sayıları onu aşkın danışmanlık firması ve STK kendilerini bu yönde geliştiriyor ve çeşitli eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunar hale getiriyorlar. Talep doğrultusunda bazı firmalarla işbirliği içindeyiz, bazıları bunu başka kanallardan yürütmeyi tercih ediyorlar. Ancak ortak bir anlayış ve kültüre sahip bir kapasite oluşması için KİS ağının koordinasyonunu KİS Genel Merkezi ile işbirliği içinde UNDP Türkiye ofisi yürütüyor. İstanbul’daki ofisimizin çalışmalarından yararlanmak isteyen kuruluşlar bize hansin.dogan@undp.org adresinden ulaşabilirler.
- Toplam kaç Türk firmasının bu platforma katılması hedefleniyor?
KİS 10 kişiden fazla personel çalıştıran her kurumun katılımına açık bir sistem. Potansiyeli düşündüğünüzde Türkiye’den KİS’e katılımın yüzbinlerle ifade edilmesi mümkün. Ancak, KİS büyümeyi kendine bir hedef olarak koymuyor. Sorumluluğunun gerçek bilincinde olan ve katılımıyla KİS’in gelişimine ve güçlenmesine katkıda bulunacak kurumları bu ağ içinde görmek istiyoruz. KİS’in amaçlarını anlamış ve beklentileri karşılayacak bir yönetim mekanizmasını yerleştirmiş olan kurumları bekliyoruz.
Eylem Türk, Milliyet





Yorumlar»
No comments yet — be the first.